Ege Bölgesi, Tarihsel Süreç İçerisinde Hem İç Göçün Hem De Dış Göçün Yoğun Şekilde Yaşandığı Bir Coğrafya Olmuştur. Bu Göç Hareketleri, Bölgenin Demografik Yapısını, Kültürel Çeşitliliğini Ve Ekonomik Gelişimini Belirleyen Temel Etkenlerden Biri Olarak Dikkat Çekmektedir.
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Gerçekleştirilen Mübadeleyle Birlikte, Yunanistan’dan Gelen Türk Nüfusu Özellikle İzmir, Aydın, Manisa Ve Balıkesir Gibi Şehirlere Yerleştirilmiştir. Bu Mübadeleyle Gelen Toplumlar, Yanlarında Kendi Kültürel Birikimlerini De Getirmiş, Bölgedeki Mutfaktan Mimariye, El Sanatlarından Müziğe Kadar Pek Çok Alanda Zenginleşmeye Katkıda Bulunmuşlardır.
1950’lerden Sonra Türkiye Genelinde Başlayan Kırsaldan Kente Göç Süreci, Ege Bölgesi’ni De Derinden Etkilemiş; Özellikle İzmir, Denizli, Manisa Ve Aydın Gibi Şehirlerde Kentleşme Oranı Hızla Artmıştır. Tarımda Makineleşme, Kırsal Nüfusu İş Bulma Umuduyla Şehirlere Yönlendirmiş; Bu Da Yeni Yerleşim Alanlarının Ortaya Çıkmasına Ve Sosyo-Ekonomik Yapının Değişmesine Neden Olmuştur.
Ayrıca Ege Bölgesi, Son Yıllarda Emeklilerin Ve Büyükşehir Yoğunluğundan Kaçmak İsteyenlerin De Tercih Noktası Olmuştur. Özellikle Foça, Urla, Ayvalık, Seferihisar Ve Datça Gibi Yarımada Ve Kıyı Yerleşimlerinde Bu Dönüşüm Net Bir Şekilde Gözlemlenmektedir. Emekli Nüfusun Artışı, Hizmet Sektörünü Genişletmiş; Sağlık, Ulaşım Ve Gayrimenkul Alanlarında Yeni İhtiyaçlar Doğmuştur.
Göçün Yaratmış Olduğu Demografik Değişim, Bölgedeki Eğitim, Sağlık, Sosyal Hizmetler Ve İstihdam Politikalarının Şekillenmesinde De Belirleyici Olmuş; Belediyelerin Ve Yerel Yönetimlerin Planlama Süreçlerine Yön Vermiştir.